Hastane Koridorlarında Eşitlik Arayışı

Hastaneler insanın en savunmasız hâline şahit olan yerlerdir. Bu yüzden orada sergilenen her yaklaşım, her kelime, her bakış büyük önem taşır. Hele ki engelli bireyler ve kronik hastalığı olan çocuklar söz konusu olduğunda, gösterilen anlayış sadece bir nezaket değil aynı zamanda bir sorumluluktur.

Geçtiğimiz gün Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşadığımız olay, maalesef bu sorumluluğun ne kadar kolay unutulabildiğini bir kez daha gösterdi. Kızım tip 1 diyabetli ve yüzde 99 engelli. Perşembe günü endokrin doktoruna götürmeden önce gerekli tahlilleri yaptırmak için randevumuzu aldık. Kan tahlili, genellikle muayene öncesi yapılan bir işlem olduğundan hastaneler bu konuda çoğu zaman kolaylık gösterir. O gün de niyetimiz açlık kan şekeri ölçümünü zamanında yaptırmak, kızımın risk yaşamamasını sağlamaktı.

Tıbbi sekretere durumumuzu anlattık. Aç geldiğimizi, diyabetli bir çocuk için bunun risk oluşturduğunu belirttik. Bize sıramız gelince alınacağımız söylendi. Fakat tam o sırada başka bir hasta, saat 14.00 randevusu olmasına rağmen tahlil vermeye geldiğini söyleyince aynı sekreter “Şimdi alayım” dedi ve hastayı içeri aldı. Herkesin ihtiyacı olabilir buna itirazım yok. İtirazım eşitsizlikte.

Reklam

Eşimin ısrarı ve  tekrardan  durumu anlatması üzerine bize tekrardan  tanınan farkındalık  sonrası sıra bize geldiğinde ise içeride bambaşka bir tavırla karşılaştık. Daha önce hiçbir hastaya sorulmayan sorular, yapılmayan uyarılar, neredeyse azarlamaya varan bir üslup… “Neden erken saatlerde randevu almadınız” gibi ifadeler, sanki ortada bir suç varmış gibi yöneltildi. Biz ise o saatte bulabildiğimiz randevuyu aldığımızı, amacımızın perşembe günkü endokrin muayenesini hızlandırmak olduğunu açıklamaya çalıştık. Yine de karşımızdaki tavır değişmedi. Engelli bir çocuğun önünde ailesine böyle konuşulması, açıkçası sadece kırıcı değil aynı zamanda düşündürücüydü.

Bu durumun kendisi kadar üzücü olan bir diğer nokta şu: Biz böyle bir yaklaşımı hak edecek ne yaptık? Bizden önce üstelik bizden sonra gelmesine rağmen  aynı kolaylığı isteyen hastalara tek söz söylenmezken bize bu tonla konuşulması hangi anlayışın ürünü? Hastanelerde “engelli farkındalığı” sadece panolara asılan sloganlardan ibaret olmamalı. Gerçek farkındalık, gerçek saygı ancak davranışla gösterilir.

Biz nasihat değil, ayrımcılık yapılmayan bir hizmet istiyoruz. Çocuğumuzun engelini hatırlatmadan, sanki özel bir yükmüş gibi davranmadan, temel bir insan hakkı olan sağlık hizmetine erişebilmek istiyoruz. Hastanelerin bu konuda daha ciddi ve sistemli adımlar atması gerekiyor. Çünkü engelli bireylerin yaşadığı her kötü deneyim sadece bir anı değil, bir utanç tablosudur.

Temennim Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bu yaşananların ciddiyetle ele alınması ve benzer olayların bir daha tekrarlanmamasıdır. Sağlık hizmetinin temeli empati ve eşitliktir. Bu iki kavram kaybolduğunda geriye sadece kırgınlık kalır.

Bu yazı Yazarımız Mustafa Çakar’ın  kişisel deneyimi üzereine kaleme aldığı Köşe yazısıdır. Burada  İsimlere yer verilmemiş Yaşanılan durum belirtilmiştir.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yap