Bazen bir şehrin kaderi, gökdelenlerle ya da betonla değil; bir oyunun adıyla, bir çorbanın kokusuyla yazılır. Alanya için işte tam da böyle bir gün yaşandı.
Sessiz sedasız ama son derece kıymetli bir emek, ulusal hafızaya kazındı. Aksır Oyunu, Uçan Koçan Oyunu, Gülüklü Çorba ve Öksüz Helvası… Kulağa sadece birer kelime gibi gelebilir. Oysa bu isimlerin her biri; yüzyılların bilgeliğini, Yörük çadırlarının sıcaklığını, paylaşmanın ve dayanışmanın ruhunu içinde barındırıyor.
Alanya Belediyesi’nin yıllardır büyük bir sabırla yürüttüğü somut olmayan kültürel miras çalışmaları, meyvesini verdi. Bu topraklara ait olan ama zamanın hızında kaybolma riski taşıyan değerler, artık Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye Ulusal Envanteri’nde. Yani sadece Alanya’nın değil, bu ülkenin ortak mirası olarak kayıt altındalar.
Düşünün… Bir çocuğun oynadığı geleneksel bir Yörük oyunu ya da bir annenin kazan başında pişirdiği yöresel bir yemek, artık resmî kayıtlarda yer alıyor. Bu, sıradan bir bürokratik başarı değil. Bu, “biz kimiz?” sorusuna verilen güçlü bir cevaptır.
Bugün pek çok şehir kimliğini ararken, Alanya kimliğini koruyarak büyüyor. Turizmin, modern yaşamın ve hızlı değişimin içinde; gelenekten kopmadan yol almanın mümkün olduğunu gösteriyor. Kültürü vitrine koymakla yetinmeyip, onu yaşayan bir değer olarak geleceğe taşıyor.
Belki de en önemlisi şu: Bu çalışmalar bize şunu hatırlatıyor. Kültür, sadece müzelerde saklanan bir hatıra değildir. O, oyunda gülen bir çocuğun sesinde, sofrada paylaşılan bir kaşık yemekte, kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçiminde yaşar.
Alanya bugün, sadece deniziyle ve güneşiyle değil; kültürel hafızasına sahip çıkan duruşuyla da alkışı hak ediyor. Ve bu alkış, fazlasıyla içten.
Bu yazı Alanya Belediyesinin yayımladığı bülten kaynak alınarak Yazarımız Mustafa Çakar Tarafından Kaleme alınmıştır
Yazar Mustafa Çakar


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!